Köşe yazarları

15 çocuk işçi


Halil Aygün, 17 yaşında, Mardin’den fındık toplamak için geldiği Sakarya’da serinlemek için girdiği Melen Çayı’nda kayboldu… Eray Sevim, 14 yaşında, Trabzon’da bahçelerinden topladıkları fındıkları ilkel teleferiğe yüklerken kaçak nedeniyle elektrik akıma kapıldı… Tolga Köse, 17 yaşında, Samsun’da ahırda elektrikli süt sağma makinesinden elektrik akımına kapıldı…

Nildanur Akman 13 yaşında ve Bahar Çağatay 15 yaşında, Mardin’den fındık toplamak için geldikleri Sakarya’da römorkunda bahçeye gittikleri traktör şarampole devrildi… Esma Polat, 9 yaşında, Mardin’den fındık toplamaya geldiği Düzce’de serinlemek için girdiği denizde boğuldu… Piroz Yaşar, 17 yaşında, Diyarbakır’dan çalışmaya geldiği Düzce’de mevsimlik tarım işçilerini taşıyan traktör devrildi…

Şahin Budan, 10 yaşında, İstanbul Perşembe Pazarı’nda turistlere çiçekten yapılma taç satıyordu, Haliç’e düştü… Eren Gül, 15 yaşında, Kastamonu’da kaportacıda çırak olarak çalışırken bir müşterinin aracında koltuğun altında bırakılan silahı alırlarken vuruldu… Furkan Duman, 15 yaşında, Bilecik’te kullandığı dozerle tıra çarptı…

Samet Çelebi, 17 yaşında, Ankara’da inşaatın dördüncü katında demir profil çekerken profilin tellere değmesiyle elektrik akımına kapıldı… Muhammet Nur El Ahmet, 15 yaşında, Suriyeli, Kocaeli’nde çalıştığı inşaatta malzeme taşırken yük asansörünün halatı koparak çarpması sonucu dördüncü kattan düştü… Samet Barış Aydın, 14 yaşında, Gaziantep’te su tesisatçısında çalışıyordu, tadilat yapılat binanın kırılan dördüncü kat duvarının altında kaldı…

Erdem Karakoç, 17 yaşında, Tekirdağ’da zeytin firmasına mal getirirken tıra çarptılar… Fazlı Çam, 17 yaşında, Antalya’da otelde stajyer, tur otobüsüyle turistleri havalimanına götürürken tırla çarpıştılar…

Ağustos ayında sadece öğrenebildiğimiz 15 çocuk işçi çalışırken aramızdan ayrıldı. Türkiye’de özellikle yazın milyonlarca çocuk tarlalarda, işyerlerinde, sokaklarda çalışıyor. Kimi mevsimlik tarım işçisi kimi inşaat işçisi kimi metal işçisi kimi dozer operatörü kimi sokakta mendilci. Üç kuruş ekmek parası için ağır sömürü koşullarında ve sağlıksız koşullarda. Çoğu da devlet tarafından çalışmaları yasak olan işkollarında ve yaşta.

Ancak Türkiye’de ucuz işgücünün en önemli kaynaklarından birisi de çocuk işçilik. Çocukların çalışmasının en başlıca nedeni ailelerin yoksulluğu. OECD’nin 2014’te yayımladığı yoksulluk verilerine bakıldığıda 0-17 yaş arası çocuk yoksulluğu Danimarka’da yüzde 2.7, Finlandiya’da 3.6, Almanya’da 9.8, Fransa’da 11.3 ve Yunanistan’da 18.7 iken bu oran Türkiye’de yüzde 25.3. Tabi ki bu da resmi veri, resmi verilerle gerçekler arasında farklar oluyor. Yine yaşananları veri olarak söylemekle gerçeklerle karşılaşmak da farklı. Örneğin bayramda Kayseri’de yaşanan bir olay gerçekliği yüzümüze vuruyor.

Kayseri Talas’ta bir kadın çocuğuyla beraber çöplerden yiyecek arıyor, gün boyu çöplerden atık yiyecek aradıklarını ve beş çocuğu ile beraber böyle beslendiğini belirtiyor. Çocuk işçilerin neredeyse yarısı tarımda yaşamını yitirdi. Bu durumun bir yönünü tarımın çökertilmesi ve aile emeği içinde görmeliyiz, diğer yönü ise mevsimlik işçilik. Çocuklar mevsimlik işçiliğin kadınlar ile birlikte omurgasını oluşturmaktadır ve ‘çocukları çekip alırsanız mevsimlik işçilik kalmaz’. Çocuk işçiler kalıcı olarak, yaz sürecinde ya da çırak ve stajyer olarak yani sermayenin “meslek lisesi memleket meselesi” ilkesi kapsamında işyerlerinde çalışmaktadır. 4+4+4 eğitim sistemi ya meslek lisesine gidişi teşvik etmekte ve böylece sermayeye ucuz teknik eleman sağlanmakta ya da çocukları eğitim dışına itmekte ve vasıfsız işgücüne katmaktadır.

Geçen hafta Cumhuriyet gazetesinden Olcay Büyüktaş’ın haberinde Denizli’de Acıpayam Kuyucak köyünden Yusuf, “Yazsanız da tütün yasak olsa” demişti ve bir çocuğun özlemlerini dile getirmişti. Yusuf şahsında bütün çocuklara sözümüz adalet ve demokrasi mücadelemizin yükseltilmesi, mücadelenin geleceğini yazmak olmalı…
::